A Promise For Life
 

 
 
 
Viroloji

HIV

HIV-1 ve HIV-2 Lentivirüs ailesine mensup, insanlarda, yaygın olarak AIDS adı ile bilinen hastalığa neden olan retrovirüslerdir.

AIDS, genellikle dünya genelinde üçüncü dünya ülkelerinde sıklıkla gözlenmektedir (tüm vakaların %80 ile %90’ı). Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre 2000’li yıllarda tüm dünya ülkelerinde 25 milyondan fazla insanda AIDS hastalığı bulunmaktadır ve en az 110 milyon insan da HIV virüsleri ile enfekte olmuştur. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 1985 yılı ile 2003 yılları arasında 504 AIDS vakası tespit edilmişken, HIV enfekte hasta sayısı toplam 1208’dir.

HIV virüsü, insandan insana seksüel temas, uyuşturucu kullanıcıları arasında enjektör paylaşımı, enfekte hamilelerde kan yolu ile anne karnındaki bebeğe geçiş, enfekte kan ve kan ürünlerinin insana verilmesi, enfekte bir kişiden alınan organın nakli ve kesin olmamakla birlikte anne sütü ile bebeğe geçiş yollarından biri ile bulaşmaktadır. AIDS hastalığının en sık olarak gözlendiği topluluklar şöyle özetlenebilir: Homoseksüel veya biseksüel erkekler (%43), heteroseksüel damardan uyuşturucu kullanan kişiler (%26), homoseksüel veya biseksüel damardan uyuşturucu kullananlar (%5), heteroseksüel insanlar (%10), çocuklar (%1), kan, kan ürünleri verilen hastalar ve organ nakli yapılan hastalar (%2), hemofili hastaları (%1) ve bu grupların dışında diğer kişiler (%6).

HIV virüsü insan vücuduna girdikten sonra vücutta son derece yavaş bir şekilde çoğalmaya başlar ve bu dönem insandan insana değişen sürelerde gerçekleşir. Enfekte olan insanlar oldukça uzun bir süre (10-15 yıl) hastalığın hiç bir belirtisini göstermeden yaşarlar. Bu sürenin sonunda insanlarda bağışıklık sisteminin koruyucu mekanizmalarının bozulması ile AIDS hastalığının bulguları ortaya çıkmadan en çok 14 ay önce gözlenen ikinci bir virüs çoğalması yaşanır.

HIV infeksiyonu başlıca beş klinik dönemde incelenebilir;

1. Dönem:

Grip benzeri bulguların rastlandığı akut enfeksiyon dönemidir. Ancak bu bulgular sadece hastaların %53 ile %93’ünde gözlenir ve bir çok hasta kendiliğinden bu dönemi atlatır.

2. Dönem:

Hiçbir bulgunun gözlenmediği sessiz enfeksiyon dönemidir. Sadece bazı lenf bezlerinin şişmesi ve baş ağrısı gibi bulgular gözlenir.

3. Dönem:

Erken bulguların gözlendiği enfeksiyon dönemidir. Bu dönemde ateş, gece terlemesi, bitkinlik, kronik ishal, yaygın lenf bezi şişmeleri ve baş ağrısı gözlenir. Bu bulgulara ek olarak AIDS hastalarında deride gözlenen bir tür tümör olan Kaposi Sarkomu da gözlenebilir. Bu dönemin ilerleyen evrelerinde bazı fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkmaya başlar (ağız mantarları, üst/alt solunum yolu enfeksiyonları vb.).

4. Dönem:

Bu dönemde fırsatçı enfeksiyonların görülme sıklığı artar; bazı özel tip zatürreler (pneumocystis carinii pneumonia), toksoplazma, tüberküloz benzeri enfeksiyonlar, yemek borusu mantarları, menenjit, sitomegalovirüs enfeksiyonları, tekrarlayan herpes enfeksiyonları ve hastaların aşırı kilo kaybı sıklıkla gözlenir.

5. Dönem:

İleri dönem HIV enfeksiyonu dönemidir. Bu dönemde bağışıklık sistemi ileri düzeyde fonksiyon yapamaz bir duruma gelir; hastaların ölüm riski son derece artar.

AIDS hastalığının tanısı için şüpheli gruplarla herhangi bir şekilde temasa geçmiş kişilerin veya risk altındaki gruplara mensup olan insanların en yakın tam teşekküllü bir hastanenin Enfeksiyon Hastalıkları kliniğine başvurmaları ve kan testi yaptırmaları gerekir. Tanı için ELISA ve Western Blot testleri yapılır. Bu iki testin birlikte yapılması ile %99,5 doğruluk oranı ile AIDS tanısı konabilmektedir.

AIDS hastalığına karşı geliştirilmiş bir aşı henüz mevcut değildir. Enfeksiyon tanısı konulduktan sonra özellikle retrovirüslere etkili bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Son yıllarda kullanılan kombinasyon tedavileri ile hastalığa bağlı ölümlerde oldukça anlamlı azalmalar tespit edilmiştir.

Daha fazla bilgi için lütfen doktorunuza başvurun.

Referanslar:

1. Cecil Essentials of Medicine
2. Harrison's Principle of Internal Medicine

İlgili ürün(ler)e ulaşmak için tıklayınız.