
Romatoid artrit simetrik eklem tutulumu ile karekterize, eklemlerde ilerleyici yıkıma yol açan, sakatlığa neden olabilen, hayat kalitesini azaltan ve beklenen yaşam süresini kısaltan, ağrılı, kronik iltihablı bir romatizmal hastalıktır. Sistemik bir hastalık olduğundan eklem dışında deri, göz, kalp gibi organlarda da tutulum gözlenebilir.
Romatoid artrit dünya nüfusunun yaklaşık % 1’ni etkilemektedir. Sıklıkla 35 - 50 yaş aralığında görülür ve kadınlarda erkeklere oranla 3 kat daha sık gözlenir.
Romatoid artrit hastalığının nedenleri halen tam olarak anlaşılamamıştır. Romatoid artritin sıklıkla genetik yatkınlığı bulunan kişilerde ortaya çıkan anormal bir immün yanıt sonucu geliştiği bilinmektedir ancak romatoid artriti tam olarak neyin tetiklediği bir tartışma konusudur.
Romatoid artritli hastaların yaklaşık %10’unda birinci dereceden etkilenmiş bir akrabası vardır.
Romatoid artrit belirtileri, kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir. Hastaların neredeyse tamamında eklem bulguları dalgalanmalar göstermekle beraber, yaşam boyu devam eder.
En sık gözlenen bulgular arasında, en az altı haftadır devam eden simetrik eklem ağrısı, genellikle küçük eklemler olmak üzere tutulan eklemlerde ısı artışı, şişlik, duyarlılık ve kızarıklık yer alır. Özellikle sabah saatlerinde belirgin olan bir saatten uzun süren sabah tutukluğu gözlenebilir.
Hastaların büyük çoğunluğunda halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık ve kilo kaybı gibi sistemik belirtilere rastlanmaktadır.
Romatoid artrit çeşitli eklem dışı bulguları olan sistemik bir hastalıktır. En fazla görülen eklem dışı bulgu cilt altında bulunan yumru şeklindeki romatoid nodüllerdir. Romatoid artritli bireylerin %20 ile %30’unda meydana gelir.
Uzun dönemde romatoid artritin yol açtığı inflamasyon, kalıcı olarak eklemlere zarar verir. Bu durumda eklemlerde şekil bozuklukları oluşabilir ve belirgin fonksiyonel kısıtlanmaya neden olur. Romatoid artrit ilk 5 yılda %30 iş kaybına neden olur ve hayatı 5-7 yıl kısaltır.
Romatoid artrit için spesifik bir tanı yöntemi yoktur. Dikkatli bir klinik değerlendirme güçlü bir tanı aracıdır. Hastalığın tanısı ancak konuyla ilgili uzman kekim tarafından hastalığın belirti ve bulguları, bazı labaratuvar testleri ve radyografik değerlendirmeler sonucunda konulabilir. Eklemlerde gelişen yapısal hasar tanı koymayı kolaylaştırır, ancak romatoid artritte eklemlerde gelişen yapısal hasarın büyük bir kısmı 2 yıl içinde belirgin hale geldiğinden, romatoid artrit tanısını koymak zaman alabilir.
Romatoid artritin kesin tedavisi mümkün değildir, ancak günümüzde romatoid artrit tedavisinde yer alan ilaçlar hastalığın semptomlarını kontrol altına aldığı gibi özellikle biyolojik ilaçlar ile eklem harabiyetini durdurmak ve fiziksel fonksiyon kaybını önlemek mümkün olmaktadır. Bu nedenle hastalığı erken teşhis ve tedavi etmek, eklemlerde oluşabilecek hasarın önlenmesi açısından önem taşır.
Günümüzde romatoid artrit tedavisinde kullanılan ilaçlar aşağıda sıralanmıştır:Daha fazla bilgi için lütfen doktorunuza başvurun.
Referanslar:İlgili ürün(ler)e ulaşmak için tıklayınız.
Ankilozan spondilit başlıca omurga ve omurgayla pelvis (leğen kemiği) arasındaki eklemlerde inflamasyona neden olan kronik, ilerleyici bir hastalıktır.
Ankilozan spondilit hastalarında ayrıca, kalça, omuz, diz ve ayaklardaki diğer eklemler, göğüs kafesiyle omurga arasındaki eklemler, tendonlar, bağlar ve gözler gibi diğer eklem dışı organlar da tutulabilir.
Hastalık ilerledikçe yeni kemik oluşumları meydana gelir. Süreç ilerledikçe omurlar birbirine kaynaşır ve omurga esnekliğini kaybederek sertleşir. İlerleyen süreçte ağır fonksiyon ve mobilite kaybı ortaya çıkabilir. Hastaların yaşam kaliteleri önemli ölçüde etkilenebilir. Göğüs kafesinin etkilendiği durumlarda, göğüs kafesi içinde bulunan akciğerlerin kapasitesi ve fonksiyonları olumsuz etkilenir.
Ankilozan spondilit’in sebebi bilinmemektedir. Genetik faktörlerin sorumlu olabileceği düşünülmektedir. HLAB27 isimli genin varlığı birey için bir risk faktörüdür. Ancak bu genin müspetliği her zaman hastalık olacak anlamına gelmez. Ailesinde başka bir ankilozan spondilit hastası olan 40 yaşın altındaki erkeklerde, eğer bu gen müspetse artmış bir riskten söz edilebilir. Sigaranın önemli bir risk faktörü olduğu unutulmamalıdır.
Hastalığın sebep olduğu belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar. Belirtilerin ve şikayetlerin şiddeti zaman içinde artabilir ya da tamamen düzelebilir.
Erken dönemde sıklıkla ortaya çıkan belirtiler, bel ve kalçada ağrı ve tutukluktur. Bu şikayetler tipik olarak hareketsiz geçen uzun bir dönemi takiben (ör: sabahları) görülür ve hareketle hafifler. Zaman içinde ağrı ve tutukluk hissi, omurga boyunca yukarı doğru yayılır. Eklem tutulumunun yayılımı kalça eklemi, omuzlar ve dizlere doğru da olabilir. Özellikle bel bölgesindeki omurga hareketlerinde kısıtlık erken ortaya çıkabilen bir bulgudur.
İlerleyen dönemlerde göğüs kafesinin genişlemesinde azalma olabilir. Omurgada sertliğin yanısıra halsizlik, ankilozan spondilitli hastalarda sık görülen bir bulgudur. Halsizlik hissine sebep olan inflamasyondur. Halsizliğe sıklıkla iştahsızlık ve kilo kaybı eşlik eder.
Ankilozan spondilitte eklem dışı organ tutulumu da görülebilir. Kas-iskelet sistemi dışındaki en sık görülen göz tutulumudur. Göz tutulduğunda akut üveit adı verilen iltihaplı tablo ortaya çıkar. Akut üveit, hastalarda, gözde kızarıklık, yaşarma ve renk değişimlerine sebep olan tedavi edilmesi gereken bir durumdur.
Ankilozan spondilitli hastalarda ince ve kalın barsakları da içeren gastro-intestinal sistemde iltihabi barsak rahatsızlıkları eşlik edebilir. Bu durum hastalarda karın ağrısı, ishal, kilo kaybı gibi şikayetlere neden olur.
Diğer romatolojik hastalıklarda olduğu gibi ankilozan spondilitte de erken tanı önemlidir. Bu nedenle özellikle sinsi şekilde başlayan uzun bir hareketsiz dönemi takiben ortaya çıkan ve hareketle düzelen ve 3 aydan uzun süren ağrı, tutukluk gibi şikayetleri olan bireyler zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmalıdır. Hastanın öyküsü ve hekimin fizik muayenesi tanıda çok önemli yer teşkil eder. Tanı konurken röntgen, tomografi veya manyetik rezonans gibi bazı radyolojik tetkikler, hastalığın neden olduğu eklem ve kemiklerdeki değişikliklerin gösterilmesi açısından önemlidir. Hekim tanıyı koyarken ayrıca bazı rutin kan tetkiklerine başvurabilir.
Hastalık, ilerleyen süreçte kalıcı deformitelere ve fonksiyon kayıplarına sebep olabileceğinden erken tedavi oldukça önemlidir. Tedavinin amacı hastalığın neden olduğu ağrı ve tutukluğu gidermek, omurga deformitesini ve geç komplikasyonlarını önlemek ya da geciktirmektir.
Tedaviyi 2 başlık altında toplamak mümkündür;Bu grupta yer alan ilaçlar (indometazin, naproksen vb.) özellikle omurganın tutulduğu hastalık tablosunda birinci basamak tedavi olarak kabul edilir. Hastalığın neden olduğu inflamasyon, ağrı ve tutuklukta etkili olan bu gruptaki ilaçlar yaygın olarak kullanılırlar.
Bu grupta yer alan sulfasalazin gibi ilaçlar özellikle kol, el, bacak ve ayak eklemlerinin tutulduğu durumlarda tercih edilir.
Kortikosteroidler inflamasyonun güçlü baskılayıcılarıdır. Uzun süreli sistemik kullanımlarının tedavide pek yeri yoktur. Daha sıklıkla uç eklemler tutulduğunda lokal olarak uygulanır.
Tümör nekroz faktör, ankilozan spondilit patogenezinde rol aldığı düşünülen ve inflamasyonu provoke eden bir proteindir. Ankilozan spondilit hastalarının serum ve etkilenen eklemlerinde bu proteinin düzeyleri artmıştır. Tümör nekroz faktörün baskılanması romatoid artrit ve psöriyatik artritte olduğu gibi ankilozan spondilitte de etkili bulunmuştur.
Tümör nekroz faktör blokerleri bu proteinin neden olduğu inflamasyonu baskılayarak hastalığın semptom ve bulgularını azaltır. Bu gruptaki ilaçlar non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar ve hastalık modifiye edici ilaçlarla yeterli yanıt alınamadığı durumlarda kullanılmaktadır.
Daha fazla bilgi için lütfen doktorunuza başvurun.
Referanslarİlgili ürün(ler)e ulaşmak için tıklayınız.
Psöriyatik artrit, kronik bir cilt ve tırnak hastalığı olan sedef hastalığıyla (psöriyazis) birlikte görülen ve eklemleri etkileyen kronik iltihabi bir hastalıktır. Psöriyazise batı toplumlarında ortalama %2 sıklıkla rastlanır. Çalışmalar psöriyatik artritin psöriyazisli hastaların %6 ila %39’unda görüldüğünü göstermektedir. Daha önceleri romatoid artritin bir varyantı olarak değerlendirilen bu hastalık, hastaların çoğunluğunun romatoid faktor için seronegatif olduklarının anlaşılmasıyla ayrı bir hastalık olarak algılanmaya başlanmıştır.
Psöriyatik artritin sebebi tam olarak bilinmemektedir. Ancak genetik, immünolojik ve çevresel faktörlerin iltihabi süreçi başlatmada etkili olduğu düşünülmektedir. Psöriyatik artrit ve psöriyaziste yaklaşık %30 oranında ailesel özellik gösterilmiştir. Yabancı organizmalarla savaşmakla sorumlu olan immün sistem (bağışıklık sistemi), bilinmeyen bir sebeple vücudun normal ve sağlıklı hücrelerine saldırmaktadır. Bazı infeksiyonların ve travmanın hastalığı tetikleyebileceği düşünülmektedir.
Psöriyatik artrit hastalığı genellikle selim seyirli olsa da bazı hastalarda hastalık çok şiddetli seyredebilir. Hastalık, genellikle alevlenmeler ve bunları takip eden iyileşmeleri takip eden bir seyir izler. Hastaların çoğunda öncelikle sedef hastalığı ortaya çıkar ve genellikle daha sonra psöriyatik artrit tanısı konur. Nadiren psöriyatik artritin ortaya çıkışı sedef hastalığı tanısı konmadan da olabilir. Psöriyatik artrit olan hastalarda aynı anda sedef hastalığına ait deri bulguları olması kural değildir. Bu hastaların geçmişlerinde sedef hastalığına ait bir öykü olabileceği gibi nadiren hiç sedef öyküsü de olmayabilir.
Psöriyatik artritin genellikle sinsi bir seyri olmakla birlikte hastalık akut olarak da ortaya çıkabilir. Psöriyatik artritin 5 farklı klinik prezentasyonu vardır.
1. Distal interfalangiyal eklem artriti: Bu tipte, parmaklarda tırnaklara en yakın küçük eklemler tutulur. Parmaklarda ağrı, şişlik ve hassasiyet görülebilir.
2. Simetrik poliartrit: Bu en sık görülen tiptir. Bu tipte vücudun iki tarafında bulunan çok sayıda aynı eklemler(el bileği gibi) aynı anda simetrik olarak tutulur. Bu nedenle semptomlar da simetriktir.
3. Asimetrik oligoartrit: Vücudun simetrik eklemleri tek taraflı olarak tutulur. Örneğin sağ el bileğinde tutulum varken sol el bileği normaldir. Tutulan eklem sayısı da genelde 3’ü geçmez.
4. Spondiloartropati: Bu tipte omurga tutulumu söz konusudur. İltihabi durum omurgaya tutunan tendon ve bağlarda da görülebilir. Hastalarda; belde, boyunda, kalçada ağrı ve tutukluk görülebilir.
5. Destrüktif artrit: Bu en ağır formdur. Nadir görülmekle birlikte şiddetli seyreder. Tutulan eklemlerde (ör:parmaklar) ağrı şişlik gibi bulguların yanısıra ağır şekil bozuklukları ve fonksiyon kaybına sebep olur.
Bu klinik tipler arasında geçişler mümkündür. Örneğin hastanın başlangıçta sadece bir iki eklemi tutulmuşken daha sonra çok sayıda ekleminin tutulduğu poliartrit tipe dönüşebilir.
Psöriyatik artritli hastalarda sıklıkla eşlik eden sedef hastalığına ait deri lezyonları mevcuttur. Deri lezyonlarının yanısıra tırnaklarda noktalanma, onikoliz (tırnağın yatağından ayrılması) gibi bulgulara rastlanabilir. Tırnak lezyonları psöriyatik artritli hastaların %90’ında görülmektedir. Daha nadir olarak psöriyatik artritli hastalarda göz tutulumu (konjonktivit, irit) ve kalp tutulumu (aort kapağı yetmezliği) görülebilir.
Psöriyatik artrit tanısını tek başına koyduracak bir tanı yöntemi yoktur. Hekimin yapacağı fizik muayene en değerli tanı yöntemidir.
Yapılacak testler hekimin kesin tanıyı koymasına yardımcı olacaktır. Yapılan rutin testlerden bazıları;
Psöriyatik artriti tamamen tedavi edecek ve kür sağlayacak bir tedavi yöntemi veya ajanı bulunmamaktadır. Psöriyatik artrit tedavisinde amaç hastalığın neden olduğu ağrı gibi semptomları ortadan kaldırmak ya da azaltmak ve hastalığın uzun dönemde sebep olabileceği fonksiyon kaybını önlemek ya da azaltmaktır. Psöriyatik artrit tedavisini üç başlık altında toplamak mümkündür;
1. İlaç Tedavileri: Hekim; hastalığın şiddeti, ilaca hasta uyumu gibi unsurları göz önünde bulundurarak hasta için uygun ilaç tedavisi veya ilaç tedavisi kombinasyonunu belirler. Psöriyatik artrit tedavisinde sıklıkla kullanılan ilaç grupları;
Bu grup ilaçlar tek başlarına kullanıldıkları gibi kombine edilerek de kullanılabilirler.
2. Rehabilitasyon: Normal fiziksel ve ruhsal aktiviteleri arttırmak amacıyla fizyoterapi ve iş ile uğraşı tedavi modaliteleri denenebilir. Eklem tutulumunun tipine ve şiddetine bağlı olarak egzersiz, istirahat ve sellektif immobilizasyon önerilir.
3. Cerrahi Tedavi: Psöriyatik artritte nadiren cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulur. Konvansiyonel medikal tedavilere cevapsız hastalarda, önemli eklem hasarı, deformite veya fonksiyonel kayıp oluşmuş hastalarda cerrahi yöntemler denenebilir.
Daha fazla bilgi için lütfen doktorunuza başvurun.İlgili ürün(ler)e ulaşmak için tıklayınız.