
Psöriyazis nedeni tam olarak bilinmeyen, klinik olarak farklı şekillerde ortaya çıkabilen, alevlenme ve iyileşme dönemleri olan kronik bir deri hastalığıdır. Deride tipik olarak üzeri sedef rengi pullarla kaplı kızarık alanlar mevcuttur. Toplumun yaklaşık %1-3’ünde görülür. Hemen her yaşta görülebilmesine rağmen 20-30 yaş arasında daha sık rastlanmaktadır.
Psöriyazisin kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı faktörlerin hastalığın ortaya çıkışında önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Bunlar, deri yüzeyine zarar veren travmalar, stres, enfeksiyonlar, hormonal değişiklikler, bazı ilaçlar ve çeşitli metabolik değişikliklerdir. Ailesel geçiş diğer bazı hastalıklarda olduğu kadar sık olmasa da birinci derecede akrabalarında psöriyazis görülen kişilerde artmış bir riskten söz edilebilir.
Normal şartlarda deri hücreleri 28-30 günde olgunlaşır ve deri yüzeyinden fark edilmeden dökülür. Ancak sedef hastalığında bağışıklık sisteminden kaynaklanan sorunlar nedeniyle deri hücreleri 3-4 günde hızla olgunlaşır ve aynı hızda deriden dökülemeyen hücreler yüzeyde yığılarak deride kalın plaklar oluşturur.
Sedef hastalığı bulaşıcı değildir.Hastalık çeşitli klinik formlarda görülebilir. Bu formlar hastalığın şekli, şiddeti, devam etme süresi, yerleşim yeri açısından farklı özellikler taşır.
Psöriyazisin klasik lezyonu deriden kabarık, pullu, daire veya oval şekilli olan kenarları keskin sınırlı lezyonlardır. Pullanma gümüş veya beyaz renkte olmaya eğilimlidir. Dizler, dirsekler, kasık bölgesi ve genital bölge, kollar, bacaklar, avuç içleri ve ayak tabanları, saçlı deri, vücuttaki kıvrım bölgeleri sedef hastalığının en çok görüldüğü bölgelerdir.
Hastaların yaklaşık yarısında el tırnaklarında daha az bir kısmında ise ayak tırnaklarında toplu iğne başı büyüklüğünde çukurlaşmalar, tırnakta kalınlaşma, sararma görülmektedir.
Psöriyazis’i bulunan hastalarda eklem iltihaplanması (Psoriyatik artrit) görülme oranı % 5 ile % 42 arasında değişmektedir.
Tanı genellikle derideki lezyonların görülmesi ile konulabilir. Ancak bazen ayırıcı tanı için deriden biyopsi almak, kazıntı materyalinde kültür yapmak gerekebilir.
Psöriyazis tedavi seçiminde hastanın yaşı, cinsiyeti, genel durumu, psöriyazis yaygınlığı, süresi ve tipi, daha önce uygulanan tedaviler, sosyo-ekonomik durum ve psikolojik durum göz önüne alınmalıdır.
Krem ya da pomat gibi ilaçların hastalıklı bölgeye sürülmesi ile yapılan tedavidir. Özellikle hastalığın belli bir bölgede lokalize olduğu hafif psöriyazis hastaların uygundur.
UVB: Güneş ışığının ultraviyole ışınları sedef hastalığının şikâyetlerini azaltabilir. Tedavi için bu ışınlar özel lambalar yoluyla elde edilmekte ve doğrudan hastalıklı deriye uygulanmaktadır.UVB tedavisi, lokal tedavi ilaçları ile kolaylıkla ve başarılı olarak kombine edilebilir.
PUVA: Fotokemoterapi olarak da bilinen bu tedavide, UVB ışını yerine UVA ışını uygulanmaktadır. Fotokemoterapi, hücrelerin ilaçlar yoluyla ışına hassaslaştırılması anlamına gelmektedir. Sık uygulanan PUVA tedavisinde, hasta tedaviden en az bir saat önce Psöralen maddesini tablet olarak alır. Böylelikle sedefli deri hücreleri, hücre çoğalmasını önleyecek UVA tedavisine hazırlanmış olur.
Ağızdan veya enjeksiyon şeklinde ilaçların alınması ile uygulanan tedavidir.
Metotreksat: Bağışıklık sistemini baskılayarak etki eder
Siklosporin: Bağışıklık sistemini baskılayarak etki eder
Retinoidler: Vitamin A benzeri içeriğe sahip ilaçlar
Rekombinant DNA teknolojisi yoluyla veya hayvanlardan elde edilebilen özel
proteinlerin bağışıklık sistemi üzerinde düzenleyici etkileri nedeniyle
psöriyazis tedavisinde ve benzer bağışıklık sistemi hastalıklarında
kullanılmaktadır.
Daha fazla bilgi için lütfen doktorunuza başvurun.