
Kanser gelişmiş ülkelerdeki en önemli sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Her 4 kişiden birinin kansere yakalandığı günümüzde toplumun yaklaşık %20’si de kanser nedeniyle ölmektedir.
Amerikan Kanser Derneği’nin 2003 yılında yayınladığı verilerde meme kanserinin %32 ile kadınlarda en çok görülen kanser tipi olduğu belirtilmektedir. Ayrıca kansere bağlı ölümlerde de %15 ile akciğer ve bronş kanserinden sonra kanser nedenli ölümler arasında ikinci sırada yer almaktadır.
Tüm bunlar göz önüne alındığında erken teşhis ve tedavi bir kat daha önem kazanmaktadır. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan, hiç çocuk doğurmamış ya da diğer etkili olabilecek risk faktörlerini taşıyan kadınların 35 – 40’lı yaşlardan itibaren düzenli olarak muayene olmaları ve mamografi çektirmeleri önerilmektedir.
Teşhis edilip, tanısı konmuş meme kanseri olgularına yönelik tedavi modaliteleri incelendiğinde:
Genel prensip olarak incelendiğinde; ilk yaklaşım tümörü çıkartma yöntemidir. Ancak bazı durumlarda tümörü çıkartmadan önce neoadjuvan tedavi adı altında uygulanan kemoterapi ile tümörü küçültme yoluna gidilmektedir. Burada amaç, tümörün büyüklüğünü azaltmak yoluyla organı korumak ve metastazları önlemektir.
Her ne kadar meme kanseri için oturmuş tedavi protokollerı bulunsa da cerrahi sonrası patoloji sonucuna göre tedaviyi düzenlemek de ek bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır. Cerrahiden sonra uygulanacak kemoterapinin amacı ise mikrometastazları engellemektir. Ancak unutulmaması gereken nokta; kemoterapiye bağlı yan etkilerin hastayı zorlayabilecek olmasıdır. Saç dökülmesi, şiddetli bulantı – kusma, kemik iliği depresyonu, karaciğer – böbrek harabiyeti ve pek çok ağır advers olaylar bu grupta sıralanabilir. Pekçok hastada bu ajanların neden olduğu toksisite nedeniyle tedaviye ara verilmek zorunda kalındığı unutulmamalıdır.
Hormonal tedavinin eklenmesinin amacı tümör dokusunun büyümesi için gerekli olan ortamın ortadan kaldırılmasıdır; Avrupa Kanser Derneği’nin 2002 yılı yayınında; hormonal tedavinin meme kanseri ile mücadelede önemli bir yer tuttuğu belirtilmiştir. (Guidelines On Endocrine Therapy of Breast Cancer EUSOMA 2002).
Prostat bezinin malign yani habis (kötü huylu) tümörüdür.
İlgili ürün(ler)e ulaşmak için tıklayınız.